BİR BİLEN İLE ÇARPILIRSAN..

Matematikte, çarpım işlemlerinde değersiz olan sıfırdır. Neyle çarparsanız sizi hep sıfırlar. Bir ise sizi hep kendinize döndürür. Hayat gibidir aynen.

Yaşam döngümüz içerisinde, farklı kimliklerde ve farklı rollerde birçok insan bize dokunur; aklımıza, yüreğimize, ruhumuza, maddi ve manevi durumumuza. Kimilerinde, aynı bir (1) rakamı gibi kendimizi buluruz. Bizi kendisi ile çarpar, fakat kendimize getirir. Onlar hayatın içinde, adeta kabul olmuş dualar gibidir. Bazen istemeden bile hayatlarımıza girseler de biz asla çıkmalarını arzu etmeyiz. Onların zamansız ayrılışları da, bir deprem gibidir. Zelzele de sallanırken sadece sallandığını bilirsin, bittiğinde ise bıraktığı enkazı görürsün.

Nasıl ki bir ev dört duvarın ötesinde, aslında kocaman bir anlamdır, bu insanlarda kimliklerinin ötesinde birer anlamdırlar. Yuvaya dönüşmeyen bir bina her zaman ev olarak kalır. Anlama dönüşmeyen sıfat ise, bir büyük bir özleme.

Farklı farklı roller ve kimlikler demiştik; kimi anne, kimi baba, kimi eş, kimi evlat, kimi amca, dayı, teyze, hala, kuzen, komşu, uzak akraba, işveren, çalışan ve dahası ve dahası… her birisi bir amaç dahilinde girer hayatlara.

Sana öğretmek? Peki neyi?

Biz insanları, diğer hayvanlardan ayıran en büyük becerisi, tecrübelerin aktarımıdır. Bu yüzden ne yapabiliyorsak, bu tecrübenin aktarımından ötürüdür. Doğruları bilir ve geliştirir, yanlışları bilir ve düzeltiriz. Bu şekilde ilerler ve bu şekilde gelişiriz.

İnsanın, kendi içindeki olgunlaşması da böyle olur. Kendi tecrübesini yine kendine katarak. Deneyimlemediğin şey, senin değildir. Fikir sahibi olabilirsin, bilgi sahibi olabilirsin fakat deneyim sahibi olamazsın. (Bu arada insan hayatın içindeki her şeyi denemek zorunda olmadığı gibi, her türlü insanı da deneyimlemek zorunda değildir!)

Her insanın değil, bir (1) olan ve seni sana çağıran; işte o insanların sorumluluğu, seni kendinle tanıştırmak ve kendine giden yolda, üstlerine düşen rehberliği ellerinden geldiğince yapmaya çalışmaktır.

Peki kim bu insanlar ve biz onları nasıl bilebiliriz?

 Etrafına bir bak; senin en kötü günlerinde yanında olan kim? Yaşadıklarını atlatmanda, sözlerin ötesinde, davranış ve eylemler ile var ve değerli olduğunu sana kim hissettirdi?  Bu insan gerçekten seni mi önemsiyor yoksa, insanların kendi hakkında diyeceklerini mi? Daha da beteri, sıfatı ne olursa olsun, sana patronca bir ukalalık içerisinde devamlı tepeden bakarak, bırak seninle yolda yürümeyi, seni ve bir yolun olduğunu dahi umursamadan, diğer insanlara karşı iyi bir, “sıfatı her neyse” işte onu ‘mu oynuyor?

Sizdeki değer ne olursa olsun, bir kere sıfır ile çarpılırsanız sıfırlanırsınız. Sıfır ise, zaten olmayan değerinden hiçbir şey kaybetmez.

O zaman sıfırlara çarpılmadan, kendi içinde bir olmanın anlamını ve önemini kavrayarak, adı, rolü, konumu ne olursa olsun bu tip insanları iyi tanımak gerekir.

Bir sıfır mı gördün, çarpılma, koy sağına. Onların sıfır olduğunu unutmadan, ama ilişkileri de koparmadan. Değersizleşmemek için değerini bil ve unutma bilmek, mutlaka kötü olmak değildir!

Bol sıfırlı rakamlar hep kalabalıktır, insanı zengin hissettirir. Lakin bir (1) her zaman bilir, asıl değerli olan kendidir!

03.06.2022

  ERGUN ACEHAN

                                                                                                          www.akademiksinavlar.com

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 2 =

Shopping Cart
Scroll to Top