Umut bir taktik değildir !

Her gün bir kâbus gibi karşısına dikilen, adını bile söylerken karnının ağrıdığı, anlamını ise bilmeyi bırakın telaffuz bile edemediği uluslararası bir sınav için yaklaşık bir yıldır hazırlanıyordu.

Yaptığı şey çok basitti. Hiçbir şeyi değiştirmeden, hiçbir taktik geliştirmeden, yapamadığını en iyi bir biçimde yapamamaya devam etmek!

 İşin ilginci baştan beri hiç eksilmeyen umudu halen vardı, bir de hayalleri; ancak hayalimi bir umuttu, umudumu hayal olmuştu işte bunu bilemiyordu.

Daha doğrusu sınava elinden geldiğince hazırlandığına kendini inandırmayı seçmiş ve bir çeşit yol hipnozuna girmiş olduğunun farkında bile değildi…

Yol hipnozunda, uzun yolda sürücü aslında uyuyordur fakat uyuduğunu bilemez. Yoldaki değişmeyenler, özellikle kesik çizgiler, yorgunluk, uykusuzluk gibi diğer etmenlerle de bir araya gelince olan olur. Bir müddet sonra, o’nu hedefine götüren yola karşı bir duyarsızlık başlar.

Bu manzarayı özel de sınavlara hazırlık, genelde ise bizi ilgilendiren hemen her şey için de düşünebiliriz. Eğer bir şeyi neden ve niçin yaptığımızı anlamlandıramıyor isek, salt zorunluluk veya başkalarının isteği ile yapmaya çalıştığımız davranışlar bir müddet sonra bizde bir hipnoz durumu oluşturabilir.

Peki seni hedefine ulaştıracak yolu görmeden, nasıl yolda kalmayı ve gideceğin yere ulaşmayı bekleyebilirsin?

Yolu görmeden, yönünü bilemezsin; YOLU GÖR ve YOLDA KAL!  

Olman gereken anda değilsen ve yapman gereken şeyi biliyor fakat harekete geçemiyorsan hipnozdasın demektir.

Fark etmek UYANMAKTIR, UYAN!

Rüyalar güzel masalalardır, ama önemli şeyler biz uyanıkken olur. O zaman bir şeyler başarırız! (DUNE Filminden)

Hedefe ulaşmanın belki de ilk ve en önemli şartı önce hedef ile ilgili kavramı oluşturmaktan geçmeli. Yani kahramanlığı anlamlandıramadan, nasıl bir kahramana dönüşebilirsin ki? Ya da fedakarlığı içselleştirmeden uykundan feda edip, sosyal yaşantından feda edip amacın için nasıl ve neden çalışışasın?

Bütün kavramlar soyuttur. Aynı bir eldiven gibi, elimize taktığımızda işlevsellik kazanır. Köşede duran bir çift eldiven soğuk kış günlerinde elinizi koruyamaz. Elinize taktığınızda kavram artık anlam kazanmıştır. Eldivenin görevi ihtiyaç duyduğunuz zaman süresince elinizde kalıp elinizi korumaktır. İşte biz hayat döngümüz içinde manevi dolabımızda ne kadar kavram varsa, onları ihtiyacımız dahilinde anlamlandırır ve kullanırız.

Bazen de emanet kavramlar alırız. Babamızın, annemizin, ya da bir başkasının elbisesini giymek gibidir bu durum. Üstümüzdeki, içimizi hiç ısıtmaz. Aynada, kendimizi asla tam ve bütün olarak tamamlanmış göremeyiz. Eğer bedenimiz için değilse, elbise hep emanet duracaktır. Yaşımız kaç olursa olsun.

Dondurmanın lezzeti senin ağzındayken, külahını bana verip aynı lezzeti almamı nasıl beklersin?

Sende anlam bulmamış, deneyimlemediğin bir duygu olsa olsa rol olur, o da olduğu kadar olur !

Zaman içinde çocukta rol yapmaya alışır. Üstündeki olmayan elbise ile iyi göründüğüne kendi de ikna olmaya başlar. Yerlerde sürünen ise elbisenin kolları ve bacakları değil, sahiplenemediği kavramlardır.

“Umut hep vardı; ona umanlar değil çabalayanlar sahip oldu !.”

Peki taktik ne olmalıdır? Her hedef için taktik; sonuca ulaşmak için tutulan yolların ve kullanılan yöntemlerin tümü olarak ifade edilir. 

Biraz daha açalım; Yol insanın kendinden başlar ve yine kendine ulaşır. Yolda yürümekteki gaye Abraham Maslow’unda dediği gibi arzuladığın yani “Gerçekleşmiş Kendi ’ne “kavuşmaktır. Bu öyle Nirvana’ya falan ulaşmak değil; içinden taşan arzularına, gerçekten yüreğinle yapmak istediklerine ya da bir başka deyişle dünyaya yapmak için doğduğun şeylere kavuşmaktır, onları yapar hale gelmektir.

Hiç düşündünüz mü kabuklu deniz canlıları için, onları koruyan kabuk gün gelir en büyük düşmanları olur. Yaşamak için artık işlevsiz kalan kabuktan kurtulmalı ve bir an önce yeni kabuğunu güçlendirmelidir. Peki kabuktan kurtulması gerektiğini nasıl anlar? Artık o kabuk içinde hareket edemez hale geldiğinde ve kabuğun baskısı inanılmaz derecede arttığında.

İşte o zaman değişim ve gelişim vakti gelmiştir. Uzun zamandan beri onu koruyan kabuk, artık önündeki en büyük engeldir. Bırakmak, terk etmek, kaçmak değildir aksine özgürleşmektir. İnsanlar özgürleşirse, özgürleştirir!

Sahibi olmadığımız kavramları bırakırsak, özgür insanlar olarak anlam katacağımız kavramlara sahip olabiliriz. O zaman yaptığımız şeyler de anlam kazanır; neden çalışıyoruz, neden başarmalıyım, neden gayret ediyorum, sonucunda ne olacak? Cevabı sen de olmayan soru, senin sadece karnını ağrıtır.

Umuda dönecek olursak, her şey gibi onun da kendi içinde bir algoritma, yani başarıya ulaşması için tasarlanan yolu vardır. Durduk yere umut etmez insan, çalışmayan, gayret göstermeyen, yapması gerekeni yapmayan bir insan için bu algoritma; “Allah’ım biliyorsun, sınavlara hazır değilim ama sokak köpeklerine yemek veriyorum, ihtiyaç sahiplerine yardım ediyorum, diğer mevzularda ise elimden geleni yapacağım vallahi, bunları değerlendirip şu sınavda zihnim açabilir misin lütfen?” şeklinde olabilir.

Umudu, yapılanlara karşılık bir hediye ya da kredi kartına artı para yüklemesi olarak görenler ya umudu tanımamışlardır ya da umut ettireni!

O zaman doğru bir taktik geliştireceksen bu algoritma belki şu şekilde olabilir:

  1.     Sabah uyanman gereken zamanda uyan. Yorganın altının toprağın altından farkı, hâlâ uyanabilme fırsatımızın olmasıdır.
  2.     Aynada gördüğünün sen olduğuna emin ol. Emin değilsen kendini tokatla. Canın yanıyorsa, uyanmışındır. Kendine sarıl ve tebrik et. Bu maddeyi mümkünse tek başına yap!
  3.    Yaptığın işte bir anlam bul ve ona anlam kat. Bir Akademik Sınava hazırlanıyorsan bunun nedenlerini ve olası sonuçlarını kendine en açık bir biçimde izah et, bu düşünceyi anlamlandır, ete kemiğe büründürüp senin ve içindeki kendinin anlamasını sağla. Her insanın içinde iki ben vardır. Ben ve kendim. Biri diğerinin hep öğrencisi olmuştur.  Nedenlerden yola çıkarsan nasıl yapabileceğini kendine anlatabilirsin, dünyadaki gerçekten anlaması gereken tek kişiye, KENDİNE! Bu senin hayatın, sen yapmazsan senin için kim yapacak?
  4.    Yol haritana bak. Eğer hala bir yol haritan, bir programın yoksa hemen yapmaya başla. Unutma hareket etmek ilerlemek değildir. Hedefe götürmeyen yol seni dolaştırıp geri getirir.
  5.    Bunun için öncellikle kalan zamanı fark et. İngilizce sınavlar için, her bir Akademik Seviye ortalama 30 saat özel ders demektir. Kendi çalışman ve tekrar ile bu her bir seviye için ortalama 90 saat olur. Buda haftada 6 gün çalıştığınızı düşünürsek 24 gün eder. (Bir gün mutlaka dinlenilmedir, hangi gün olursa olsun. Aylık programı tamamlamak için eksik günler, programa ilave edilmedir.)
  6.   Bu programda ortalama günlük 4 saatlik bir çalışma süresi önümüze çıkacaktır. Bu çoğu kişi için uygulaması çok zor olan bir süredir. Bunu yarıya düşürmek en optimum çözüm olabilir. (Çok çalışabilen çalışsın, sakın burada yazılanlara bahane bulmasın. )
  7.   Demek ki, bir akademik seviyeyi (kuru değil) tamamlama için gerekli süre yine ortalama 2 ayı bulmaktadır. A1 seviyesindeki bir öğrenci eğer IELTS, TOEFL,SAT veya ACT gibi sınavlara hazırlanıyor ise C1 akademik seviyesine gelmesi için A1-A2-B1-B2 seviyelerini tamamlaması gerekir. Bu da 5 seviye için yaklaşık minimum 10 ay demektir. Seviyene göre gerekli süreyi kendine ver ve programını buna göre oluştur. (Burada kişinin akademik seviyesinden bahsediyoruz, seviye tespit sınavından çıkan sonuçtan değil. Bunun için www.akademiksinavlar.com sitemizden Diagnostic Test olabilir ve tam olarak neleri bilmediğinizi ve Akademik Seviyenizi öğrenebilirsiniz)
  8.  İngilizce Akademik Sınavlar 4 dil becerisini ölçer. Okuma, Dinleme, Konuşma ve Yazma. En çok sorun konuşma ve dinlemede ortaya çıkar. Bol bol İngilizce haber ve belgesel izle. Hepsini anlamasan da izle. Sınavlarda sorular, genellikle dünya haberleri ve genel kültürle alakalı çıkmaktadır. Bir sözlük programı ve kelime defteri programı kullan. Bu Okuma ve Yazmanı ’da geliştirir.
  9.  Diagnostic Test sonucunda hangi konularda eksiğin varsa, yeni bir şey ilave etmeden önce eksiklerini tamamla. Maratonda bacakların güçlü değilse, kollarındaki kas hiçbir işe yaramaz.
  10.  Bu sınavlar teknik sınavlar olduğu için işin tekniğini bilen, deneyimli eğitimcilerden yardım al. Unutma, senden istenilen İngilizce seviyesi, bir Üniversite kampüsünün içerisinde, derslerin için akademisyenler ve gerekli olan kişiler ile Akademik Seviyede iletişime geçmek ve yine senden istenileni Akademik Seviyedeki İngilizce bilgini kullanarak (hangi bölümde olduğun fark etmez) yerine getirmektir. NewYork’ta Mc.Donalds’a  çalışma başvurusunda bulunmayacaksan günlük İngilizce bilgin hiçbir işe yaramaz!

Son olarak, şu an gerçekten gerekmiyorsa yeni bir karar verme. Aldığın kararlara sadık ol ve kararlılıkla uygula.

İnanın dünyada başarısız olmanın birçok değişik yolu var, fakat sen nasıl başaracağını bulmalısın!

Umut bir taktik değildir, lakin bir taktiğin varsa UMUDUN DA SONUNA KADAR VARDIR!

Sevgiyle kalın;

Ergun Acehan

 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × four =

Shopping Cart
Scroll to Top